Paris Gezi Notları | Paris Gezi Yazısı

Paris, Avrupa seyahatinde ilk ziyaret edilen şehirlerden. Müzeleriyle, kiliseleriyle, Eyfel Kulesi ile hayran kalacağınız bu şehirden ayrılmak da, çok kolay olmuyor. Paris gezi notları adlı bu yazı ile,  Paris’te geçirdiğim 3 gün boyunca, gerek konaklama konusunda, gerekse gezilecek yerler ve gece hayatı konusunda edindiğim tecrübeleri bulabilirsiniz.

Paris Gezi Notları 1. Gün

Paris’te ilk gün biraz zor geçmişti. Pek fazla hazırlık yapamadan geldiğimiz bu şehirde, kısa bir süreliğine de olsa afallamıştık. Nerede yemek yiyeceğimizi, turistik yerlere ne zaman gidileceği konusunda pek bir fikrimiz yoktu. İlk şehre geldiğimiz günün akşamı güzel bir araştırma yaptıktan sonra, online olarak Eyfel Kulesi ve Louvre Müzesi biletlerimizi almıştık. Paris’te yaptığımız en akıllıca şey, bu biletleri almak olmuştu. Çünkü, biletinizi önceden almayacak olursanız, en az 1-2 saat, sırf bilet almak için uzun kuyruklarda bekleyebiliyorsunuz.

Biz gezimize ilk olarak Eyfel Kulesi‘nden başlamıştık. Biletimizi de kulenin en son katına değil, birinci kata çıkacak şekilde almıştık. Bu sayede de, asansör için uzun kuyruklara girmek zorunda kalmadık. Kulenin merdivenlerinden birinci kata çıktıktan sonra, pek fazla oyalanmadan hemen bilet makinelerinden kulenin 3. katına (Zirvesine) çıkmak için yeniden bilet almıştık. 10-15 dakika bekledikten sonra, kulenin zirvesinden Paris’in eşsiz manzarasını seyrediyorduk.

Paris Gezi Notları

Eyfel Kulesi

Paris‘e kadar gelip de bu kuleye çıkmadan olur mu ? Tabi ki olmaz. Ancak, bu kuleye çıkmak o kadar zor olabiliyor ki, tüm iştahınız kaçabiliyor. Bu yüzden, mümkünse Paris’e gelmeden 1-2 hafta önce online olarak giriş biletinizi alın derim. Ayrıca, biletinizi alırken kulenin 3. Katı için değil, birinci veya ikinci katı için alın. Sonra bu katlardan tekrar bilet alarak zirveye çıkabilirsiniz. Bu şekilde yapacak olursanız, çok daha az sıra bekleyeceğiniz aklınızda olsun.

Paris Gezi Notları

Concorde Meydanı

Kuleyi ziyaret ettikten sonra, Louvre Müzesi‘ne gitmek için Şanzelize Caddesi’ni kullanmıştık. Fakat, müze için aldığımız bilet 14:00-15:00 saatleri arasında olduğundan daha birkaç saatimiz vardı. Bizde, bu birkaç saati, Şanzelize Caddesi‘ni keşfederek harcadık. Zafer Takı‘ya çok sıra beklemeden çıktık. Concorde Meydanı‘nı gördük. Şanzelize’de ki pahalı alışveriş mağazalarına dışarıdan baktık. Paris’te en güzel zaman geçirdiğimiz yerlerdendi, Şanzelize.

Paris Gezi Notları

Zafer Takı

Hala zamanımız varken, 10-15£ gibi bir ücret ödeyip deniz otobüsü ile Sen Nehri‘nden Notre Dame Katedrali‘ni görmeye gittik. Fakat, öğle saati olmasından dolayı olsa gerek, öyle abartılacak bir kuyruk yoktu. Yaklaşık 35-40 dakika sonra, bu katedralin içerisindeydik. Katedrale girişler ücretsiz olduğundan, Paris’te mutlaka görülmesi gereken bir yer diyebilirim.

Paris Gezi Notları

Notre Dame Katedrali

Notre Dame Katedrali’nden sonra, Louvre Müzesi için beklediğimiz an gelmişti. Bu müzeyi merak etmemin sebebi, içindeki eserlerden çok piramitin mimari yapısıydı. Ancak, müzenin içinde bulunan eserler, gerçekten sanattan anlayamayan biri için bile harika denebilir. Müzede, birçok sanat eserinin önünde sıra oluyor. Ancak, Mona Lisa’nın o eşsiz tablosunun önündeki sıra, insanı bunaltıyor. Sırf bu tabloyu yakından görebilmek için bile, 30-35 dakika bekledik diyebilirim. Biz bu müzeye 3-4 saat ayırmıştık. Ancak, vaktiniz varsa en az yarım gününüzü ayırın derim. Hayran kalacağınız birçok eseriyle de Paris gezilecek yerler listenize mutlaka ekleyin derim.

Paris Gezi Notları

Saatlerce görmek için bekleyebileceğiniz Mona Lisa Tablosu (Louvre Müzesi)

Louvre Müzesi’nin piramitin olduğu yerdeki giriş, aşırı kalabalık oluyor. Ancak müzede 1-2 giriş daha bulunuyor. Eğer, gittiğinizde piramitin orada akıl almaz bir sıra olacak olursa, mutlaka diğer kapıları da deneyin. Bizim gibi bileti aldığınız halde yarım saat beklemeyin (Biletinizi online olarak almazsanız da en az 1 saat kuyrukta bekleyebileceğinizi unutmayın).

Louvre Müzesi’nde çıktıktan sonra, akşam yemeği için güzel bir mekan arıyorduk. En çok adını duyduğumuz ve ucuz birçok restorana ev sahipliği yapan The Marais’e kadar yemek için gitmiştik. Aradığımızı da bulmuştuk aslında. Kişi başı ortalama 15£ ödeyerek güzel bir akşam yemeğinin keyfini çıkardık.

Paris Gezi Notları 2.Gün

Paris’e gelen turistlerin büyük bir çoğunluğu ya 1 ya da 2 günlük bir gezi düzenliyorlar. Gayet de haklılar. Çünkü, şehir hem aşırı pahalı, hem de 2 günde hemen hemen birçok turistik yeri aradan çıkarabiliyorsunuz. İkinci gün için rotamız, Orsay Müzesi, Pompidou Merkezi, Pantheon, Montmartre (Ressamlar Tepesi) ve son olarak Versay Sarayı’ydı.

Sabahın erken saatlerinde Orsay Müzesi‘ne giderek, pek fazla kuyrukta beklemeden müze ziyaretimizi gerçekleştirdik. Bu müze, önceden bir tren istasyonu olarak faaliyet gösteriyormuş. Fakat, günümüzde oldukça etkileyici bir müze olarak ziyaretçilerini ağırlamakta. Müze, genel olarak büyük. Ancak, 1-2 saatte müzede bulunan tüm eserleri rahatlıkla inceleyebiliyorsunuz.

Paris Gezi Notları

Orsay Müzesi-Paris Gezi Notları

Müzede, Van Gogh ve Rodin gibi ünlü sanatçıların eserlerini görebileceğiniz gibi, aklınıza gelebilecek daha birçok ünlü sanatçının en az 1 eserini de bu müzede görebiliyorsunuz. Mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden diyebileceğim Orsay Müzesi’nin terasına çıkarak da, eşsiz bir Sen Nehri manzarası seyredebiliyorsunuz.

Orsay Müzesi’nden sonra, metroları kullanarak Pompidou Merkezi‘ne gitmiştik. Bu komleks, birçok müze ve alışveriş mağazasından oluşuyor. Paris’in yerli gençleri de, bu tesisin önünde yaz aylarında havanın ve atmosferin keyfini çıkarıyor. Sokak sanatçılarından, dansçılarına zaman geçirebileceğiniz birçok aktivite de bu tesisin hemen önünde bulunuyor. Rengarenk mimari yapısı ile göz kamaştıran bu merkeze de, mutlaka bir göz atın derim.

Orsay Müzesi’nden sonra, çok da popüler olmayan bir dini yapı olan Pantheon‘u ziyaret etmiştik. Bu dini yapı ününü, Emila Zola, Victor  Hugo ve Rousseau gibi ünlü sanatçıların mezarlarına ev sahipliği yapması ile elde etmiş denebilir. Fransa halkı için çok anlamlı bir yapı olan Pantheon, zamanınız varsa ziyaret edilebilecek yerlerden diyebilirim.

Pantheon’dan sonra, Paris’te adını çok kez duyacağınız Versay Sarayı‘na gitmiştik. Şehir merkezine biraz uzak olmasından dolayı, bir Louvre veya Orsay Müzesi kadar kalabalık olduğunu söyleyemem. Ancak, bu kadar uzak olmasına rağmen, yine de popülerliğini koruyan yapılardan. Sarayın içinden çok dışarıda vakit geçirmiştik. Sarayda en çok beğendiğim yerler ise, Aynalar Salonu ve Saray Şapeli olmuştu. Fakat, daha birçok hayran kalabileceğiniz bölümleri bu saray içerisinde fazlasıyla görebileceğinizden emin olabilirsiniz.

Paris Gezi Notları

Versay Sarayı

Güneşin batışını seyretmek için, Versay Sarayı’ndan hemen sonra 1 buçuk saatlik bir yolculuk sonrasında, Ressamlar Tepesi’ne ulaşmıştık. Montmartre olarak bilinen bu tepe, Paris’te en güzel gün batımı ve şehir manzarası seyredebileceğiniz yerlerden diyebilirim. Aşırı kalabalık olmasına rağmen, rahatsız olmuyorsunuz. Zaten, balkon gibi bir bölümde yüzlerce insan manzarayı çekmeye çalıştığından, fotoğraf karelerine insanlar da girmiyor.

Paris Gezi Notları

Ressamlar Tepesi-Montmartre’de bulunan Moulin Rouge adlı kulüp

Montmartre, sadece manzara seyretmek için ziyaret edilecek yerlerden değil. Bu tepede, çok uygun fiyatta olan restoranlarda yemek yiyebilir, Paris gece hayatı için plan yapabilir, karakalem portrenizi çizdirebilir veya oldukça uygun fiyatlara Paris anısına birkaç hediyelik eşya alabilirsiniz. Paris’in en güzel yerleri arasında olan bu tepeyi de kaçırmayın derim.

Paris Gezi Notları 3.Gün

Paris Gezi Notları

Paris Gezi Notları-Şanzelize Caddesi

Üçüncü günü akşamında Barselona’ya gitmemiz gerektiğinden, bu son günümüzde çok daha erken yola koyulmuştuk. Kimsenin pek ziyaret etmediği, kalabalığın az olduğu yerleri ziyaret etmeye çalışıyorduk. Fakat, öyle güzel yerler ile karşılaştık ki, en az bir Louvre, Versay yada Şanzelize kadar güzel yerlerdi.

Bunlar arasında en beğendiğim ve zamanınız varsa mutlaka görün diyebileceğim yerler ise, Petit Palais (Küçük Saray), Grande Arche de la Defense (Büyük Kemer), Mazarine Kütüphanesi, Parc Monceau ve Les İnvalides Kompleksi diyebilirim. Bu turistik ve tarihi yerler birbirine oldukça yakın olduğu gibi, çoğuna ücretsiz olarak da girebiliyorsunuz.

Son olarak, Paris için en az ve en fazla 2 gününüzü ayırın. 2 günden fazlası hem bütçenizi sarsar, hem de zaten 2 gün bu şehir için yeterli olacaktır. Tabi, maddi konuda oldukça rahatsanız, 4-5 günden az bir sürede bu şehri de terketmeyin derim.

Yemek ve Konaklama için mutlaka göz atmanız gereken bölge olan The Marais’e bir bakın derim. Bu bölgede, çok uygun fiyatlara hosteller ve oteller bulabileceğiniz gibi, şehir merkezine ulaşım da oldukça rahattır. Bunun yanında, şehir merkezinde bulunan restoranlar, cafeler ve marketleri The Marais bölgesinde de fazlasıyla bulabilirsiniz.

By | 2017-02-12T20:30:11+00:00 Ocak 7th, 2017|Avrupa|
error: Content is protected !!
Bir de henüz yeni olan Facebook Sayfamı Beğensen ? Çok mu şey istemiş olurum ? :)