Yerebatan Sarnıcı Nerede – Nasıl Gidilir ? – Giriş Ücreti

İstanbul’un en gizemli yapıları arasında olan Yerebatan Sarnıcı, Yerebatan Sarayı olarak da biliniyor. Aslında bu yerin gizemli oluşu efsanelerden geliyor. İstanbul’u koruyup kollayan tılsımlara sahip olduğu rivayet ediliyor. Tarihi Yarımada’nın tam ortasında bulunan bu sarnıcın hikayesi 542 yılına kadar gitmekte. Sarnıcın yapılış amacı ise, Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak.

Bizans İmparatorlarından I. Justinianus tarafından 527-567 yılları arasında yaptırılmış olan sarnıç, gerek gizemi ve ihtişamı gerekse bambaşka tarihi ile İstanbul’da gezilecek yerler listenizde olması gereken oldukça popüler bir yer.

Yerebatan Sarnıcı Hakkında Bilgiler

Sarnıcın özellikleri hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse, Sarnıç 9.800 metrekarelik bir alanı kaplıyor ve iç kısmında her biri 9 metre yüksekliğinde 336 adet sütun bulunmakta. Sarnıç yapımında 7.000’den fazla kölenin çalıştığı söylenir ve sarnıç 100.00 ton su depolama kapasitesine sahipmiş.

Yerebatan Sarnıcı İstanbul

Sarnıç içerisinde flaşlı fotoğraf çekimine izin veriliyor

Muhteşem bir geçmişe sahip yapıdan içeri girer girmez, birçok yerde bahsedilen o gizemli efsane kahramanlar ile geziyormuşsunuz gibi hissedebiliyorsunuz.

Sarnıç, Bazilika Sarnıcı olarak da bilinmekte. Sarnıcın yapımında büyük emekleri olan 7.000 kölenin anısına da ağlayan sütun yapılmış ve günümüzde dilek sütunu olarak da biliniyor.

Medusa Başı

Sarnıcın kuzeyine doğru gittiğinizde hemen sağ tarafınızda göreceğiniz Medusa Tanrıça’sının baş tasvirleri, sembolik olarak yapılmış. Yerebatan Sarnıcı’nın en önemli eserleri arasında olan Medusa başları yan ve ters olmak üzere yerleştirilmiş. Bu başların ters yerleştirilmesinin en önemli sebebi ise, Medusanın gözlerine bakanların taşa çevirdiğine inanıldığı için, kafaları ters yerleştirildiğinde efsanenin oluşmasına engel olacağına inanılarak bu şekilde yerleştirilmiş.

Yerebatan Sarnıcı İstanbul

Sarnıç içerisindeki ışıklar güzel fotoğraf kareleri yakalamak için maalesef yeterli olmuyor

Yerebatan Sarnıcı içerisinde en beğendiğim özellik muhteşem ışıklandırma olmuştu. Ne çok fazla, ne çok az olan ışıklar bu özel yeri daha da çekici yapıyor diyebilirim.

İstanbul’da bulunan en büyük sarnıç, Yerebatan Sarnıcı olsa da Binbirdirek Sarnıcı, Şerefiye, Zeyrek gibi birçok yer altı ve yer üstü sarnıçları da bulunmakta.

1987’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından temizlenerek bir müze yapılmak şartıyla ziyarete açılmış.

Sarnıç gezisi boyunca su ile pek temasınız olmuyor. Birçok kişi suyun içinde mi yürüyeceğiz ? gibi ilginç sorular soruyor 🙂 Hayır. Suyun içerisinde değil, ziyaretçiler için oluşturulmuş gezi platformunu kullanacaksınız. Fakat bu platformlar çoğu zaman kaygan olabiliyor. Bu yüzden bastığınız yere de dikkat edin.

Yerebatan Sarnıcı İstanbul

Sarnıcın içerisi süper karanlık

Sarnıcı gezerken gözünüze çarpacak olan şey ise, tavandan damla damla akan sular olacak. Bu damlaların bir kanalizasyon suyu olmadığını, üzerinize damladığında korkacak bir şey olmadığını da unutmayın 🙂 Bu damla damla akan sular sarnıcın içerisinde buharlanmış suyun yoğunlaşması ile oluşuyor. En azından yetkililer öyle söylüyor.

Sarnıcın son kısımlarına doğru gittiğinizde diğer sütunlardan farklı olan, Ağlayan Sütun (Gözyaşı sütunu) göreceksiniz. Sütunun ıslak olması sebebiyle ağlıyormuş gibi görünüyor deniliyor. Sarnıç inşaati sırasında hayatını kaybeden 7.000 kölenin anısına yaptırıldığı söyleniyor. Hemen bu sarnıcın arka kısmında bulunan köşeye madeni paralar atılıyor. Her şeyden medet uman yurdum insanı bu sütuna da para atarak bir şeyler dilemeyi unutmuyor. Bunun yanında buraya dilek havuzu denilmesi de bir diğer ilginç durum.

Sarnıçta gezinizin en son noktası olan yer ise, medusa başları ile yapılmış iki sütun oluyor. Sütunlara baktığınızda sanki sütunlar kısa gelmiş de alt kısmına destek olsun diye yapılmış gibi görünüyor olsa da, nereden geldiği niçin buraya konuldukları hakkında net bir bilgi bulunmuyor.

Yerebatan Sarnıcı İstanbul

Medusa nedir, kim dir diye soracak olursanız ; Yunan mitolojisinde efsanevi yeraltı dünyasının dişi canavarı olarak bilinen üç Gorgon’dan biri.

Birçok mitolojik efsaneyi barındıran su içerisinde balıkları görebileceğiniz medusa başları ve sarnıcın gizemli geçmişi ile tarihe yolculuk yapabileceğiniz bu yeri İstanbul gezinizde kaçırmayın.

Günümüzde bir müze olarak faaliyet göstermekte olan sarnıç, sergilere, konserlere ve şiir dinletilerine de ev sahipliği yapıyormuş. İstanbul’u bir de yer altında yaşamak İstanbul gezinize oldukça anlam katacaktır. Bu yüzden bu aktivitelere de müzenin web sitesinden mutlaka göz atın derim.

Yerebatan Sarnıcı Gezi Tavsiyeleri

1.Eğer karanlıktan korkuyor hatta kapalı yerlerde kalma korkunuz varsa bu sarnıcı direkt es geçin derim.

2.Zemin sürekli ıslak ve bazı yerler müthiş kayıyor. Kaymayan ayakkabılar giymenizde yarar var.

3.İçeride bir de cafe bulunuyor. Ancak fiyatlar biraz çılgın. Burada bulunan cafeyi kullanmamaya gayret edin.

4.Sarnıç öğleden önce pek kalabalık olmuyor. Fakat öğleden sonra ziyaretçi akınına uğradığı söyleniyor. Bu yüzden bu müze ziyareti için sabahın erken saatlerini tercih etmeye çalışın derim.

5.İçeride ağır bir rutubet var. Bu yüzden astım sorunu olanların zorlanabileceği yerlerden biri olabilir.

Yerebatan Sarnıcı Nerede – Nasıl Gidilir ?

 

Sultanahmet’te bulunan sarnıca ulaşım için Sultanahmet tramvay durağını kullanabilirsiniz. Sultan Ahmet Camii‘ne, Dolmabahçe Sarayı‘na ve Ayasofya Müzesi‘ne yürüme mesafesinde olan bu müzeye Sultanahmet’in hemen hemen her yerinden yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Yerebatan Sarnıcı Giriş Ücreti 2017

Sarnıca giriş ücreti öğrenciler için 5 TL ve normal vatandaşlar için ise sadece 10 TL.

Yerebatan Sarnıcı Ziyaret Saatleri

09:00-18:30 saatleri arasında açık. Tabi kış aylarında müzenin 1 saat daha erken kapanabileceğini de unutmayın.

Yerebatan Sarnıcı bir müze olarak biliniyor. Fakat, müzekartınız ile buraya girememek büyük bir eksiklik. Sarnıçta beğenmediğim bir nokta da müzik tarzı oluyor. Kendinizi dabbe filminin setindeymiş gibi hissettiren bu müzik tarzını umarım değiştirirler.

Sarnıca getirilen sular 19 km uzaklıkta bulunan Belgrad Ormanları’ndan geliyor. O zaman ki teknoloji ile buraya kemerler ile su getirilmesi, sarnıcı bence özel kılan mimari yapıdır.

İçeride cafenin olması da oldukça garip. Her şeyi ticarete dökmeye çalıştığımız gibi, bu müthiş yapıyı da bir cafe sayesinde çirkinleştirebiliyoruz. Her ne kadar eleştirilere açık bir müze olsa da, görmeden geçilmemesi gereken bu yeri kaçırmayın derim.

Göz At ; İstanbul’da nerede kalınır ?

By | 2017-08-29T14:10:02+00:00 Ağustos 29th, 2017|İstanbul, Türkiye|
Bir de henüz yeni olan Facebook Sayfamı Beğensen ? Çok mu şey istemiş olurum ? :)