Ulucanlar Cezaevi Müzesi | Nerede | Nasıl Gidilir ? | Hakkında Bilgiler

Ankara‘da, bir dönemin işkencelerine, çığlıklarına tanıklık eden Ulucanlar Cezaevi, artık Ulucanlar Cezaevi Müzesi. Yakın, kanlı tarihimizin tanığı olan bu müze, Türkiye’de en çok ses getiren müzelerden biri olarak bilinir. Siyasetçisinden yazarına, Akademisyeninden sanatçısına birçok ünlünün yalnızlığını paylaştığı, sırdaşı olduğu bir müze.

Kanınızı donduracak hikayeler ile, yalnızlığa sarılmışların hayatlarını okuyup, gördükleriniz ile tüyleriniz ürperecek. O karanlık, dar ve rutubet kokan koridorlardan geçtiğinizde, kanlı ayıbımızı iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Müzede bulunan gazete manşetleri



Booking.com

Ulucanlar Cezaevi Müzesi

Daha ana kapıdan girerken ürperiyor insan. Gişeye gelip biletinizi aldıktan sonra, karanlık olan ve tiksinebileceğiniz kadar rutubet kokusu olan bir koridordan geçiyorsunuz. Koridoru bitirdikten sonra karşınıza Hilton adı verilen, 9. ve 10. koğuşları çıkıyor. Bu koğuşlara, mahkumlar arasında Hilton adı verilmesinin nedeni ise, hem koğuşların manzaralı oluşu hem de bu koğuşta ünlü isimlerin kalması olsa gerek.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi

Hilton koğuşunda kısa bir süre kalmış olan Bülent Ecevit’te bulunuyor

Hilton koğuşundan sonra sizi en çok etkileyeceğini düşündüğüm yer olan tek kişilik hücreler bölümüne geçiyorsunuz. Müşahede odaları olarak bilinen bu yerin koridorları o kadar dar ki, hücrelerden kolunu uzatanların sizi yakalayabileceği şekilde, basık ve ürkütücü. Demir kapıların ardından gelen sesler ise, sizi daha da geriyor. Sanki içeride birileri varmış da, elinizi uzatsanız kurtarabileceksiniz.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Cezaevinin hücreleri

Tüyleriniz ürperiyor sesleri duydukça, kendinizi o kadar kaptırıyorsunuz ki, demir parmaklıklardan içeri bakamıyorsunuz bile. İçinizi garip duygular kaplıyor, merak ediyorsunuz. Biraz daha ilerledikten sonra açık bir hücre de görebiliyorsunuz. Geçmişe gidiveriyorsunuz, nasıl hayatta kalınır ki ? diyorsunuz. Duygularınız karmakarışık bir halde kendinizi zor atıyorsunuz dışarı, sanki biri siz çıkmadan hücrenin kapısını kapatacakmış gibi.

Bir an önce çıkmak istiyorsunuz, o karanlık dar ve rutubet kokan hücrelerin bulunduğu koridordan, hatta bir an önce bitireyim de çıkayım ya da döneyim hissi uyanıyor insanda. Ama müze o kadar büyük ki, ne kolayca bitirebiliyorsunuz ne de bunaldığınız yerden geri çıkabiliyorsunuz. Zorla gezdiriyorlar size o karanlık, dar, rutubet kokan koridorları. İyi de yapıyorlar aslında, çünkü bu kanlı tarihi öğrenebileceğiniz, yaşanmışlıklara şahit olabileceğiniz yerdir burası.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Disiplin Hücreleri

Hücrelerde birkaç heykel de görebiliyorsunuz. Bu hücrelerde bulunan mahkum heykellerin, bakışı, duruşu, ifadesi öyle güzel betimlenmiş ki o soğuk ortama, heykellerin yüzlerinden okuyabiliyorsunuz anlatmak istediklerini. Bunun yanında ayaklarına zincir vurulan, pijamasıyla duvarın köşesinde, iki elini başının arasına almış şekilde yapılan kompozisyonlar, kelimenin tam anlamıyla muhteşem.

Bu bölümü de geçtikten sonra tekrar koğuşlar bölümüne geçiyorsunuz. Fakat, buradaki koğuşlar Hiltondan çok daha farklı. Zaten her duvarda yön işaretlerini göreceksiniz. Bu yön işaretlerini kullanarak tüm koğuşları sırasıyla gezebilirsiniz.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Cezaevi koğuşları sergi bölümü

Koğuşlarda bulunan tüm heykeller ve nesneler o dönemi canlandıracak şekilde betimlenmiş. Duvarlarda asılı olan film afişleri, eski sobalar, masa ve sandalyeler, ranzalar, dolaplar ve özgürlük şiirleri, o günkü gibi kalmış bu koğuşlarda. Balmumundan yapılmış heykeller o kadar gerçekçi ki, heykellerin yanlarına gidene dek gerçek olmadığını anlaması zor. Müzenin en önemli bölümü diyebileceğim teşhirler bölümünde, her şey ayrıntılarıyla anlatılmaya çalışılmış.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Koğuşlarda bulunan en başarılı balmumu heykellerinden biri

Koğuşlar arasında geçiş yaparken birçok avlu göreceksiniz. Bu avlu duvarlarında, Ulucanlar Cezaevi’nde kalmış ünlülerin fotoğrafları bulunuyor. Her biri bir hikayeyi anlatan bu fotoğraflara da mutlaka göz atın.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Koğuşlardan geçerken göreceğiniz avlulardan biri

Tuvaletler ve mutfaklar aynı yere yapılmış. Eski taslar, tabaklar, çanaklar buraya farklı bir hava katmış. Hamamlar, görüş odaları, disiplin hücreleri, hepsini teşhir bölümünde ayrıntılarıyla görebiliyorsunuz.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Koğuşlar, tuvaletler ve avlularda bulunan duvarlarda asılı olan fotoğraflar

Ulucanlar Cezaevi Müzesi‘nde, bir de kafeterya bölümü bulunuyor, o da bir koğuşun içinde. Soramadan edemedim görevliye, gerçekten buraya oturup bir şey yiyip içen oluyor mu ? diye. O kadar, şey görüp okuduktan sonra, birçok ziyaretçinin daha fazla burada kalmak isteyeceğini sanmıyorum. Çünkü müzenin sonlarına doğru geldiğinizde, içinizi tarif edilemez bir duygu kaplıyor, müzeden bir an önce çıkmak istiyorsunuz.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nin mutfak bölümü. Hemen arka tarafta ise, tuvaletler bulunuyor

Birçok koğuşta, ranza başlarında bulunan bilgilendirmeler ile, kimlerin buralardan gelip geçtiğini görebilir, hikayelerini ve ne zaman Ulucanlar Cezaevi’ne girip çıktıklarını öğrenebilirsiniz. Hepsinin ismini tek tek yazmaya gerek olmasa da, aralarından hemen herkesin bildiği veya duyduğu bazı isimler şöyle ; İskilipli Atıf Hoca, Sırrı Süreyya Önder, Muhsin Yazıcıoğlu, Feride Çiçekoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet, Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı diye biliriz), Ülkü Arman, Bülent Ecevit, Osman Yüksel Serdengeçti, Sami Cebeci, Mustafa İslamoğlu ve daha birçok ünlü isim bulunuyor.

Bu saydığım isimlerin çoğu, 9. ve 10. koğuşlarda (Hilton Koğuşunda) kaldığı bilinir. Cezaevine damga vuran isimler ise, Yılmaz Güney, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Yılmaz Odabaşı’dır.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Müzede kalmış ünlülerden, Nazım Hikmet Ran ve Cevat Şakir Kabaağaçlı

Ulucanlar Cezaevi Müzesi‘nin en son bölümü olan sergi bölümü ise, ünlü mahkumlara ait kişisel eşyaların bulunduğu koğuş oluyor. Siyasetçilerden gazetecilere, şairlerden yazarlara, derlenmiş, toplanmış bilgileri ve belgeleri okuyarak kişisel eşyalara göz atıyorsunuz.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Müzenin sergi bölümünde bulunan kişisel eşyalar

Bu bölümde, birçok döneme ait önemli yayınlar, mahkumiyet tutanakları, mahkumların kaleme aldıkları mektuplar, idam edilenlerin üzerindeki son kıyafetleri, son sigaraları prangalar, son okunan Kuran-ı Kerim, Fikri Arıkan ve Mustafa Pehlivanoğlu’na ait son elbiseler, Deniz Gezmiş’in o meşhur hırkası, Hüseyin İnan’ın atleti, son sigara ve kibriti, cebinden çıkan bozuk paralar, idam edildikten sonra boyunlarından çıkartılmış yaftalar, Muhsin Yazıcıoğlu’nun seccadesi ve pijaması, hepsi bambaşka hikayesi ile ziyaretçilere sunulmuş.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

İnfaz edilen mahkumların boyunlarından çıkarılan yaftalar

Bu arada, koğuşlara girişlerde duvarlarda asılı olan dönemin gazete manşetlerine de mutlaka göz atın. Zamanınız varsa haberleri tek tek okuyun, başka hiçbir yerde bulamayacağınız bu haberlere bir göz atmadan geçmeyin.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Koğuşların girişlerinde bulunan gazete manşetleri ve fotoğraflar

Tam gezim bitti, sinirleri, gerginliği, stresi, hüznü üzerinizden atabilirim derken,  çıkış kapısının hemen yanında darağacını görüyorsunuz. Yanına yaklaşmaya cesaret edemeseniz de, hemen yanında bulunan duvarda asılı olan, infazının gerçekleştiği bilinen 18 kişinin isimlerini görebiliyorsunuz. O darağacının yanında dururken bir listedeki isme, bir darağacına bakın. Akıllardan silinememiş ve asla da silinemeyecek olan o kanlı tarihimize bakın, zulüm ve hüzün dolu o yılları, iyice aklınıza kazıyın.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Ve o tüyler ürperten darağacı

Ulucanlar Cezaevi Müzesi, acı dolu tarihi anlatır, yeri gelir duygulanır göz yaşlarınızı tutar, yeri gelir isyan edip, sayıp söversiniz. Karmakarışık duygular içerisinde geçer müze ziyaretiniz. Suçu yoksa orada ne işi var mantığıyla yaklaşmayın, gidin, görün, anlayın, tarihi bilmiyorsanız kendi gözleriniz ile şahit olun.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Hakkında Bilgiler

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ne giriş kapısı

Müze hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse, 1925 yılında yapılmış bu cezaevi. İlk adı Cebeci Tevfikhanesi olarak bilinirmiş. Daha açıldıktan 1 yıl sonra başlamış infazlara. Tam 81 yıl boyunca ne kabuslara, ne zulümlere tanık olmuş. İsmi değişse de, yaşananlar değişmemiş, değiştirilememiş, akıllardan bu karanlık sayfalar silinememiş.

Cebeci Sivil Cezaevi, Cebeci Umumi Hapishanesi ve Ankara Kapalı Merkez Cezaevi gibi birçok isimle de anılmış olan Ulucanlar Cezaevi Müzesi, 2011 yılında ziyaretçisiyle buluşarak, ziyaretçilerin bu zulüm dolu yıllara tanıklık edebilmesi sağlanmış.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Müzede bulunan avlular

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Nerede, Nasıl Gidilir ?

Ben müzeye, Ankara Kalesi’nden yürüyerek 10-15 dakika içerisinde gitmiştim. Zaten, hem kaleyi hem müzeyi ziyaret etmeyi planlıyorsanız, öncelikle Ankara Kalesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi‘ni ziyaret edin. Daha sonra Ulucanlar Cezaevi Müzesi‘ne geçin derim.

Eğer, müzeye Ankaray’ı kullanarak ulaşmaya çalışırsanız, çok yürüyeceğinizi unutmayın. Müzeye en yakın istasyon Kurtuluş Ankaray İstasyonudur. Fakat, bu istasyondan müzeye gidilebileceğini söyleyenlerin yüzden 90’ı bunu tecrübe etmedikleri için, ne kadar süreceklerini bilmezler. En az 25 dakika bu istasyondan yürürsünüz. Tabi, o da yolu biliyorsanız. Siz onlara aldırmayın, bu yöntemi es geçin derim.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Koğuşların girişinde bulunan gazete manşetlerinden kareler

Benim size tavsiyem, eğer Kızılay’dan müzeye ulaşmak istiyorsanız, 321 nolu otobüse binmeniz olacaktır. Bu otobüsle Ankara hastanesi durağında indikten sonra, kısa bir yürüyüş sonrasında Ulucanlar Cezaevi’ne gelebilirsiniz.

Eğer Ankara’nın diğer turistik yerlerinden birindeyseniz, Hamamönü veya Ankara Kalesi çevresi gibi, mutlaka bu müzeye yürüyün derim. 10-15 dakika içerisinde buralardan Ulucanlar Cezaevi Müzesi‘ne rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi giriş ücreti 2017 : Öğrenci, Öğretmen 2 TL, tam 5 TL ve müzede müzekart geçerli değildir.

Müzenin ziyaret saatleri ise ; 10:00-17:00 saatleri arasıdır ve pazartesi günleri müze ziyaretçiye kapalı.

  • Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ne Yakın Otellere Göz At
  • Tüm Ankara Otellerine Göz At
Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara

Görüş odaları

Özgürlüğün nasıl bir anlam ifade ettiğini o rutubet kokan, dar ve karanlık koridorları, buz gibi koğuşları gördükten sonra çok daha iyi anlayacaksınız. Ulucanlar Cezaevi Müzesi, size bir müzeden çok daha fazlasını sunuyor. Size yalnızlığın ve özgürlüğün ne demek olduğunu anlatan bu müzeyi mutlaka Ankara’da gezilecek yerler listenize ekleyin, kaçırmayın derim. İnsana değer veriyor, ezilenin ve haklının yanında olup, bu ideolojiye değer veriyorsanız, şiddetle bu müzeyi görmenizi tavsiye ederim ve son olarak, müze ziyaretinizi aceleye getirmeyin, en az 2-3 saat müzede zaman geçirebilecekmiş gibi plan yapın.

By | 2017-03-23T02:34:14+00:00 Mart 23rd, 2017|Ankara, Türkiye|
Bir de henüz yeni olan Facebook Sayfamı Beğensen ? Çok mu şey istemiş olurum ? :)